| Gönderen: 13-Temmuz-08 Saat: 15:08 | Kayıtlı IP
|
|
|
INTIHAR
Hemen hemen tüm toplumlar yakin zamana dek intihar olayina degisik bir açidan bakmislar, onu incelemek ve anlamak istememislerdir. Pek çok milletin kanunlarinda ve dinlerinde intihar edenlere karsi cezalar düzenlendigi hemen hepsinin de bu olayi yasakladigi bilinmektedir.
20. yüzyilda Freud'la baslayan psikanalitik görüs ilk defa intihara bilimsel yönden yaklasmaya gayret etmis, " Self Hostilitiy - Self Destruction " görüsleri tutmamistir.
Son yillarda psikiyatride büyük gelisme gösteren bir kol olan, Sosyal Psikiyatri konuyu daha anlamli ele almis ve sosyokültürel faktörlerin büyük önemini ortaya koymayi basarmistir.
Freud'un "death-instinct" ve "meninger" in öldürme arzulari ile sarilmis olma gibi pek yeterli olmayan açiklamalarindan sonra, Schnidman ve Fareberown, psikososyal bir görüsle intiharin nedenini incelenmesi ve saptayabildikleri sebepleri görüyoruz.
Intihari daha iyi bir sarta geçis ve onur kazandirici bir açidan görenler, Japonlarin Harakiri'si, bazi din ve mezheplerde görülen üstün derecelere ulasma istegi, bitik, yasli, hastalikli veya siddetli agrisi olanlarin bir kurtulus olarak intihari seçmesi.
Psikozda siddetli sikinti halüsinasyon (Hayal görme) ve illüzyona (Olmayan sesi isitme, yanilsama) bagli olabilir. Ölümleri sonucu yasa ve üzüntüye düsürecekleri kimselerin sevgisini kazanip bu insanlari sürekli bir üzüntü ve pismanlik içinde birakmak düsüncesi ile.
Yalnizlik, arkadassiz kalma, birlikte yasama mecburiyeti, mal ve para kaybi, sevilenlerden ayrilik ve uzaklik veya onlari kaybetme, Homoseksüellik, umutsuzluk, idama mahkum olma, kumarda herseyini kaybetme, iflas, yabanci bir çevreye uyum saglayamama.
Son yillarda alkol ve uyusturucu maddeler ve sinir sistemi uyaricilarinin çok yüksek sayida kullanilmasi ile intihar olaylari büyük ölçüde artmistir.
Amerika ve Avrupa'da yakin zaman içerisinde ölümcül hastaligi olan, yogun biçimde aci çeken insanlara kendini öldürme hakki (Ötanazi) verilip verilmemesiyle ilgili tartismalar baslamistir.
TANIMI
Ölümle sonuçlanan, kendini yok etme eylemi " intihar" olarak tanimlanir. Eylem ölümle sonuçlanmamissa " intihar girisimi" adini alir.
Intiharla ruhsal hastaliklar arasinda önemli oranda bir iliski vardir. Intihar eden kisilerin %85'inde ruhsal bir hastalik saptanmistir. Depresyonda olanlardan % 40, psikolojik hasta olanlarda % 2, alkol kullananlarda % 20 oraninda oldugu saptanmistir.
Intihar ve depresyon arasinda yüksek bir iliski vardir. Depresyondaki temel çatismalardan ve üzüntü, bitkinlik, isteksizlik, bosluk gibi duygularin bozukluklari, intihar öncesi kisilerde görülmeye baslar. Korku, kaygi, öfke, kizginlik gibi duygulara suçluluk duygusu veya cezalandirma istegi de yerlesebilir. Depresyonda kisinin çevresinden ayrilarak yabancilasmamasina karsi, intihar olaylarinda hastada çevreye ve kendine ilgisizlik, geriye çekilme, kendini yetersiz ve degersiz hissetme duygulari siddetlenir. Yardim istemez çünkü yardim almayi haketmedigini düsünür. Kisi kendini intihara götüren tüm bu duygulara ve düsüncelere karsi olumlu, çözüm getirici, acisini dindirebilecek ve yasamini degistirebilecek çözümler tasarlayamaz. Kendinde olumsuz yasam kosullarini ya da iliskilerini degistirecek gücü bulamaz. Çaresiz hisseder. Ölümü çözüm getirecek, huzur ve dinginlik saglayacak bir çikis yolu olarak algilar.
|